Skip to main content Scroll Top

Hafıza Sınırlanamaz, Acı Kaldırımlara Sığmaz!

4-1 (Demo)
4-2 (Demo)

Nalçik’ten gelen haber, göğsümüze saplanan iki yüz küsur yıllık bir kıymığı yeniden yerinden oynattı. Bu kez Nalçik’te yan yana durmamızı, acımızı gür bir sesle paylaşmamızı, 21 Mayıs 1864’te Karadeniz’in dalgalarında yitirdiğimiz atalarımızı hak ettikleri gibi anmamızı sınırlandırdılar. Anmayı tamamen yasaklamaya gücü yetmeyenler, bizi caddelerden kaldırımlara sürerek acımızı dar bir alana sıkıştırmak, sesimizi ve yasımızı kendilerince hizaya çekmek istedi.

İçimizdeki öfke ve kederi gizleyemiyoruz. Çünkü biz bu filmi asırlardır izliyoruz.

Bir halkı sadece sürgün etmekle yetinmezler; o sürgünün faturasını nesiller boyu ödetmek, acıyı dilsiz bırakmak, ağıtları boğazımıza tıkamak isterler. Nalçik’teki bu sınırları çizilmiş anma dayatması; basit bir güvenlik gerekçesi ya da bürokratik bir engel değildir. Bu, bir halkın hafızasını silme, geçmişini unutturma, onu köksüz ve itaatkâr bir kalabalığa dönüştürme ayinidir. İstiyorlar ki atıldığımız o gemileri unutalım. İstiyorlar ki Abhazya’nın boşaltılan köylerini, Çerkesya’nın küle dönen ocaklarını kimse yüksek sesle konuşmasın. İstiyorlar ki kimliğimiz, sömürgeci bir tarih anlatısının gölgesinde, sadece kendilerinin izin verdiği kadar var olup eriyip gitsin.

Ama yanılıyorlar.

Hafıza; kâğıt üzerine yazılmış, sınırları bir valinin ya da bir mahkemenin kararıyla çizilmiş bir izin belgesi değildir ki kaldırımlara sığdırılabilsin. Bizim tarihimiz dağlarımızın rüzgarında, ninelerimizin ninnilerinde, sürgün gemilerinde birbirine tutunarak ölen çocukların son nefesinde yazılıdır. Karadeniz, aradan asırlar geçse de bizim için hala bir mezarlıktır ve o denizin kokusunu her içimize çektiğimizde kim olduğumuzu hatırlarız.

Biz Abhazlar ve Çerkesler, Kafkasya’nın kalbinde, tarihin en acımasız kıyımlarından birini omuz omuza göğüsledik. Bizi sürgünde ayıran mesafeler, dilimizdeki küçük tını farkları, konu acımız ve onurumuz olduğunda sımsıkı kenetlenmemizi engelleyemez. Bugün Nalçik’te o caddeleri bize kapatabilirler, anıtların önüne barikatlar yığıp bizi dar alanlara mahkum etmek isteyebilirler. Ancak bizim yüreğimizdeki o büyük anıtı, hafızamızın o sarsılmaz kalesini kendi çizdikleri sınırlara hapsetmeye güçleri yetmez.

Nalçik’te kaldırımlara sıkıştırılmaya, dar alanlarda susturulmaya çalışılan her ses; dünyanın dört bir yanındaki diasporada, Abhazya’da, Kafkasya’nın her bir dağ köyünde daha gür yankılanacaktır. Yasaklar ve sınırlar bizi eksiltmez, aksine birbirimize daha sıkı sarılmamızı sağlar.

Bugün canımız Nalçik’te yanıyor, bugün sesimiz Nalçik’te kısılmak isteniyor. O yüzden bugün ayrımız gayrımız yok. Bugün hepimiz tek bir yüreğiz, tek bir acıyız, tek bir direnişiz.

​Hepimiz Kabardey’iz.

Saygılarımızla.
Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi Adına Başkan
Erdeşan KOBAŞ-BGANBA
İstanbul – TÜRKİYE