Published On: Cum, Eki 26th, 2018

Çok Nadide Bir Mücevherini Kaybetti. Handan Fünzipha’nın Ardından.

Share This
Tags

Tarih    : 25.10.2018
Sayı      : 2018-007
Konu    : Taziye

Abhazlar Ve İnsanlık,

Çok Nadide Bir Mücevherini Kaybetti.

Handan Fünzipha’nın Ardından.

Camiamızın saygın isimlerinden Fünzi İrfan’ın kızı, Kucba Vahdet’in gelini, değerli kardeşimiz Kucba Ali’nin eşi, Baras ve Alhas evlatlarımızın sevgili anneleri, Abhaz toplumunun yetiştirdiği; herkesi içtenlikle kucaklayan sevgi dolu yüreği, insanlığı, güzel ahlakı, nezaket, zarafetiyle gönüllerimizde taht kuran, tüm toplumsal değerlerimizi eksiksiz temsil eden nadide mücevherimiz Fünzıpha Handan’nın elim bir kaza sonucu genç yaşta aramızdan ayrılışı Abhaz toplumunun kalbinde onulmaz bir yara, derin bir üzüntü yaratmıştır. Acılı ailesine bir kez daha sabır başsağlığı diliyor, müteveffa kardeşimize Tanrıdan rahmet diliyoruz.

Son yıllarda toplumumuzda bu kadar derin bir üzüntü yaratan, ebedi vedasının ardından; “O” nun sahip olduğu müstesna insani özellikleri, değerleri en önemlisi insan sevgisini dile getirilip ağıt yakılan, gözyaşı dökülen bir kaybımızın olmadığını aziz hatırasına ithafen söyleyebiliriz.

Pek ala, içimizden biri, sade, mütevazi bir kardeşimiz olan, ardından bizzat tanıyan tanımayan herkesi üzen, gözyaşı döktüren, Oktay Chkotuwa’nın ifade ettiği gibi; “kendisi için ahura aşföe-alakmar ‘yara şarkısı, ağıt yakılması’ gereken dediği Handan’ın hepimizin kalbine dokunup insanlığı, gerçek insani kimliğimizi bize hatırlatan sırrı, özelliği neydi? Tek kelimeyle “engin sevgisi” O sevgi ki; tüm insanlığı, sevecenlik, saygı, özveri, iyilik, dayanışma, içtenlik, dürüstlük, adalet, empati gibi evrensel değerlerde birleştiren, bütünleştiren en yüce duygu, yeryüzündeki en büyük güç. O sevgi ki; Kuzey Kafkasyalı kardeş halklarımızla birlikte, bilinen tarihten beri “millet, vatan, insan sevgisi, insanı yücelten kutsal Alöyfe-Kabze değerlerimizle” bizi, halkımız ve devletimizle, birlik beraberlik içinde ayakta tutan yaşam kaynağımız. Biz Abhazya’nın destansı kurtuluş savaşını; kaynağını işte bu sevgi ve bunun yarattığı toplumsal değerler, hasletlerimizden aldığımız güçle, Kuzey Kafkas-Abhaz diasporasının anavatanla bütünleşmesiyle kazandık, daha doğru bir ifadeyle “sevgi ve insanlık” kazandı.

Yazar, düşün insanı Desmond Morris; “sevgi dokunmaktır” der ve paylaştıkça büyüyen tek değerdir. Eğer biz dilimizi, kültürümüzü, kimlik, varlığımızı. Devletimizi korumak, geliştirmek, güçlendirmek istiyorsak; süratle birbirimizi sevgiyle, içtenlikle kucaklamamız, sarılmamız gerekmekte, bizi biz yapan, binlerce seneden beri varlığımızı sürdürmemizi sağlayan, eşsiz kültürel, sosyal hazinemiz; “Alöyfe-Kabzemize” çağımızın yeni, fonksiyonel güzel insani değerleriyle besleyerek, korumamız, geliştirmemiz, halkımızı ve yeni nesillerimizi, aileden başlayarak, toplumumuzda, sivil toplum kuruluşlarımızda, anavatanımızda okullarımızda ders olarak okutarak yetiştirmemiz gerekmektedir.

Handan kardeşimizle ilgili bir anekdotumu anlatmak istiyorum. Dört-beş sene önce Adnan Argun ve ben yanımızda iki arkadaşımızla birlikte Sohum’dan dönüş yolunda akşamüstü Pitsunda da Akucba Ali kardeşimizi ve ailesini kısa bir ziyaret için evlerine uğradık.

Bahçede gözlerinin içine kadar gülen güzel yüzüyle ve sıcak sevgisiyle bizi karşıladı. Hepimizi kucaklayarak hoş geldiniz deyip evine davet etti. Ali’yi sorduk, “haber vereceğim hemen gelir” dedi. Evde pırıl pırıl oğulları Baras ve Alhas’la tanıştık, sevip okşadık. Baras Gagra’da özel bir kolejin ilkokul sonlarında okuyor ve piyanoya özel bir yeteneği vardı. Ali kardeşimizde hemen geldi. Birbirimizi sevinç ve özlemle kucakladık. Handan’a; “vakitsiz geldik, sakın yemek telaşına girme, bir lokma yiyecek halimiz yok, sadece bir çayınızı içeriz” dedik. Handan yüzünden eksik olmayan gülümsemeyle; “bir lokmada olsa yemeden sizi nasıl ağırlarız.” Ali gülerek; “Handan’ın mutfağının güzel olduğunu söylerler, merak etmeyin fazla israrkar olup sizi yormayacağız,” diye ilave etti. Kahvelerimizi içtik, çayımız envai çeşit çerez, tatlı tuzlu yiyecekler. Handan yine yüzünde eksik olmayan sevgi dolu tebessümüyle bizi en iyi şekilde ağırlayıp mutlu etmek için etrafımızda pervane gibi dönüyordu. Koyu bir muhabbet, zamanı unutmuştuk. Baras bize nefis bir piyano resitali vererek gecemizi iyice renklendirdi. Artık acıktığımıza kanaat getirdiklerinde, Handan mükemmel bir sofra kurdu. Sonra tekrar çay, içecekler. Bir saatliğine gelmiştik, Kalkarken beş saat övgüyle bahsedip yere göğe sığdıramadıkları Handan; içtenliği, pozitif enerjisi, mükemmel ev sahipliği, o sevgi dolu gülen yüzüyle hepimizi büyüleyip etkilemiş, içimizi aydınlatmış, yüreğimizi ısıtmıştı. Ev sahiplerimize teşekkür edip ayrılırken Handan’a; “Tanrı halkımıza her daim senin gibi bir evlat, anne, gelin nasip etsin!” dedim,. Hepsini sevgiyle kucaklayarak ayrıldık. Çok etkilenmiştik, yeri geldikçe çevreme Handan’ı hep gurur duyacağımız örnek alınacak “sevgi” insanı olarak bahsettim.

Handan’ın kaybı gerek Abhazya’da gerekse diasporada yüreklerimizi acıyla derinden sarstı. Handan; Eş, dost çevremizde, sosyal medyada, ardından bu kadar güzel sözlerle yürekleri yanarak ağıtlar yakılan, acısı dalga dalga yayılan, gözyaşı dökülen, sadece aile ve dost akraba çevresinin değil, toplumumuzun simge bir değerinin, evladının kaybıydı.

Biz esasında, Handan için gözyaşı dökerken; bir bakıma da her gün biraz daha yitirmekte olduğumuz sevgimize, insanlığımıza, bizi biz yapan eşsiz sosyal kültürel değerlerimize, kutsal “alöyfe-kabzemize” de ağlıyoruz.

Handan’ın o kısacık sevgi saçan örnek hayatı, sahip olduğu eşsiz insanlığını, eksiksiz “Apsualığını”, birebir tanıyıp anısı olan herkesin anekdotlarının yazılarak kitaplaştırılması, nesillerimize ders olarak bırakılması gerektiği kanaatindeyim.

Sevgili Fünzıpha Handan!

Seni ebediyete gözyaşlarıyla uğurladık, aziz hatıran, sevgin; çok uzaklardaki güneş gibi, içimizi, yüreğimizi hep aydınlatmaya, ısıtmaya devam edecek.

Nurlar içinde yat.

Saygılarımızla.
Kafkas-Abhazya Dayanışma Komitesi
Adına Başkan

Erdeşan Kobaş BGANBA
İstanbul – TÜRKİYE

Gürcistan İşgal Saldırısı

Videos